14 Aralık 2020 Pazartesi

İlk Defa Epilepsiden Uzakta

Bu günlerde pek bir işle uğraşmıyorum. Uyumam gerektiği kadar uyumaya, düzenli yemek yemeye, zihnimi yormadan günlük rutinlerimi yerine getirmeye bolca vaktim var anlayacağın. Madem bu kadar vaktim var, neden uzun süredir bir yazı yazamadım?

Paylaştığım tüm yazıları nöbetlerimden sonra yazdım ben. İlham mı dersin, özgüven mi, içimdekileri dökme isteği mi bilmem, her nöbetimden sonra köşeme çekilir yazardım. Yazmayınca arkama dönüp baktım da uzun süredir nöbet geçirmemişim ben. 

Peki ayda bir defa da olsa uğrayan şeyin bu kez uğramaması için hayatımda ne değişti?

5 ay önce kirada oturduğumuz evden kendi evimize taşınmaya karar verdik. Evi büyük bir tadilattan geçirmemiz gerekti. Ev 90'larda hepimizin kullandığı ev tipi; mutfak duvarları komple fayans, dolapları ahşap, parkeler v tipi ahşap parke, üzerinde yürüdükçe gıcır gucur sesler... Baştan yenilenmesi gerekti. En ufak bir tercihte bile zorluk yaşayabilen bu beyinle parkeydi, boyaydı, mutfak dizaynıydı halimi düşün işte. Bu tadilat bünyemi epey yormuştu. Evin bütün detayları kendi zevkimize göre yapıldığı için de mutluydum ama. Rüyalarımdaki o geniş mutfak, pencere önü lavabo, insana huzur veren sakin renkler... O sıralar o yorgunlukla her zamanki kompleks parsiyel nöbetlerimi de yaşıyordum duygudurum bozukluklarımı da. Eşyaların toplanması, taşınması tekrar yerleştirilmesi son iki ayda oldu. İşte ne olduysa bu iki ayda oldu. Aslında 'olmadı' daha doğru bir kelime olacak buraya; işte ne olmadıysa bu iki ayda olmadı. Ara sıra aura hissetsem de hiç nöbet yaşamamıştım. Halbuki en hareketli en stresli en yorucu zamanlarımdı.

Covid-19 adlı müsibet hayatımıza girdiğinden bu yana herhangi bir işte çalışamıyorum. Yaptığım sadece ev işleri, kafamı kurcalayansa sadece 'bugün ne yemek yapsam' sorusu. Yaşadıklarımı sorgulayınca taşınma aşamasında bedenim yorulsa da uzun zamandır zihnimi yoran bir şey olmadığını fark ettim.

Epilepsiyi tetikleyen en büyük şey de bu değil mi aslında; stres, dert, tasa. İki aydır uğramayan bunlardı aslında. Bedenen yorgundum ama zihnim dingindi.

Bunu fark ettiğimden beri o kadar mutluyum ki... Sorgulama sebebimi anlayabiliyor musun? Senelerdir her ay seni dürten hastalıktan ilk defa bu kadar uzun süre uzaksın. Bu neyin sayesinde olduysa onu devam ettirmek için elinden geleni yapmaz mıydın? 

Ne zamanda bir uğruyor bilmiyorum; senede bir, altı ayda bir, haftada bir... Bu zaman aralığını ne kadar uzatırsak bu şeyden o kadar uzaklaşacağız. Bir gün kendini güçsüz hissedip pes edecek ve gidecek. Ben inanıyorum. 

Tavsiye niteliğinde bir kaç cümleyle bitirmek istiyorum. Bana iyi gelen bir kaç şey;

Kendine saygı duy, sev.

Seni mutlu edenle meşgul ol, mutsuz edenden mümkün olduğunca uzakta kal.

Aç kalma. Yediklerin seni doyursun ama bünyeni de yormasın.

Gülmeyi felsefe edin, ağlıyorsan sorgula 'sağlığımdan önemli mi?' de.

İyi arkadaşlar edin, iletişimini koparma. Konuşmak da iyi gelir dinlemek de. 

Zihnini yorma. Hayat yorucu, vaktin oldukça dinlen, bu senin en önemli ihtiyacın. 


Umuyorum sana da iyi gelecektir. Kendimize iyi baktığımız sürece savaşırız.